SİYASALLAŞAN ADALET VE DİSİPLİN SOPASI
SİYASALLAŞAN ADALET VE DİSİPLİN SOPASI
Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin en zor zamanlarında bedel ödemiş, fikriyle, sözüyle, cesaretiyle ayakta kalmış insanların partisidir. CHP, yalnızca bir tabela değil; itirazın, özgür düşüncenin ve parti iç demokrasinin adıdır.
Bugün yaşananlar ise ne yazık ki bu kimliğe yakışmayan bir tabloyaratmaktadır.
Yıllarını bu partiye vermiş, ilçe ilçe, sokak sokak gezmiş, emek harcamış eski ilçe başkanlarının, bir bildiri yayımladıkları gerekçesiyle ihraç tehdidiyle disipline sevk edilmek istenmesi, yalnızca kişilere değil, CHP’nin tarihine ve vicdanına yöneltilmiş ağır bir darbedir. Üstelik, maalesef bazı partililerimizde bu ihraçları haklı gösterme çabasına alet olmaktadrlar.
Sormak gerekiyor:
Ne zaman eleştiri suç oldu?
Ne zaman yolsuzluk,rüşvet,irtikap vs ile anılmayı eleştirmek,bu kaygıyı dile getirmek ,partililiğe aykırı sayıldı?
Belediyedelerde yıllarca el üstünde tutulup,üst düzey görevler üstenmiş ,soruşturma süreçlerinde “itirafçı” veya genel başkanımızın dediği gibi “iftiracı” olanlar konusunda endişelerini dile getiren geçmiş dönem ilçe başkanlarını displine sevk etmek ve bu ihraç girişimini desteklemek CHP’li kadrolara yakışmayan bir tutumdur.
Sosyal medya ,ulusal basın ve yayın organlarında bu bazı üst düzeyde görev almış itirafçıların, itirafçı olupda, halen parti üyesi olanların paylaşımları , partiye zarar vermiyorda, endişelerini dile getiren ilçe başkanlarımı bu sürece zarar veriyorlar?
Belediye meclislerine müdahele ile kendi yandaşlarını getirip,AKP’ ye transfer olup,birde basın açıklamaları ile AKP’ye yamanan zübük siyasetçiler zarar vermiyorda , endişelerini dile getiren geçmiş dönem ilçe başkanlarımı partiye zarar veriyor?
Seçimin yaklaştığı günlerde,bu anlayışdaki itirafçı kadroların, belki de bilmediğimiz daha ne videoları, ses kayıtları çıkıp partiyi iktidardan edecek duruma düştüklerinde,bu ihraçları savunan , yöneticilerimiz, disiplin kurulu üyelerimiz, partililerimiz,o zaman vicdanlarına nasıl hesap verecek. Umarım CHP’ne bu süreçleri yaşatmazlar,umarız aklanırlar.
Bu insanlar CHP’ye karşı değil; CHP’nin iktidarı için endişe eden ve o nedenle düşüncelerini deklere etmiş partilerdir. Kişisel ikbal peşinde değil, partinin geleceği adına sorumluluk almaktadırlar.
Bu insanlar CHP’ye düşman değil, aksine, bu partinin yükünü omuzlamış, seçim kazanmış, kaybettiğinde de sırtını dönmemiş insanlardır. Onların kaygıları, kişisel hesaplardan değil; partinin geleceğine duyulan endişeden doğmuştur.
Söyledikleri hoşumuza gitmeyebilir; ama demokrasinin ölçüsü, hoşumuza gitmeyen sözlere gösterdiğimiz tahammüldür. Eleştiriyi bastırmak kolaydır, anlamaya çalışmak ise cesaret ister.
Bir bildiri yayımlamak, susturulması gereken bir tehdit değil; dinlenmesi gereken, ders çıkarılması gereken bir uyarıdır.
Disiplin sopasıyla susturulan her eleştiri sesi, partinin topluma umut olma iddiasını biraz daha zedeler. CHP’nin gücü, tek seslilikte değil; farklılıkları bir arada tutabilme iradesindedir. Dün bu partiyi var eden şey de buydu, yarın iktidara taşıyacak olan da eleştiri ve düzeltme mekanizmasının çalıştırılmasıdır.
Disiplin sopasıyla susturulan her ses, partinin biraz daha içine kapanmasına yol açar. Unutulmamalıdır ki, CHP, farklı düşünenlerin bir arada durabildiği ,onu harmanlayabildiği ölçüde güçlüdür.
Tabiki bizler AKP’nin siyasallaşmış yargısı karşısında,partimiz savunacağız.Ama parti içi eleştiriyede demokrasinin en temal taşı olduğundan da sahip çıkacağız.
AKP nin sayasallaşmış yargı sopası gibi, parti içi eleştirilere disiplin sopasını savunmak , aynı politikaya hizmet etmek anlayışı olduğunu untmamak gereklidir.
Politik ve saygılılı eleştiriyi ihraçla karşılayan bir anlayış, CHP’yi iktidara değil, yalnızlığa ve AKP’nin politik tarzına taşımaktan öteye geçemez.
Unutulmamalıdır:
CHP, susarak değil konuşarak büyür.
CHP, korkuyla değil özgüvenle güçlenir.
CHP, ihraçlarla değil, ortak akılla yol alır.
CHP sustukça büyümez.
CHP korktukça güçlenmez.
CHP, konuşarak, tartışarak ve hatalarla yüzleşerek yol alır.
Bugün yapılması gereken, disiplin mekanizmalarını işletmek değil; bu sesleri dikkatle dinlemek, kaygıları ciddiyetle ele almak ve parti içi demokrasiyi yeniden güçlendirmektir.
Çünkü bu parti, geçmişte yanlışlarıyla yüzleşebildiği için ayakta kaldı.
Bugün yapılan displine sevk girişimi, parti içi demokrasiyi savunmak değil; onu cezalandırmaktır. Oysa bu parti, geçmişte bedel ödeyenlerin cesaretiyle ayakta kaldı. Şimdi o cesareti gösterenlere kapıyı göstermek, tarihe karşı büyük bir haksızlıktır.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Disiplin değil diyalog,
Tehdit değil sağduyu,
İhraç değil vicdan…
Çünkü bu parti, AKP’nin ekonomi,eğitim,sağlık,çevre vbg politikalarına karşı durduğumuz ve itiraz ettiğimiz,halkımızın umudu olan , en önemli politik zeminimimizdir.
Susanların değil; konuşanların, itiraz edenlerin ve doğruda ısrar edenlerin ve ülkeye umut olma iddiasını kaybetmeyenlerin partisidir.
Hâlâ geç değil.
Hâlâ sağduyu kazanabilir.
Hâlâ CHP, kendi geleneğine yakışır bir olgunluk gösterebilir.
CHP, tam da bu yüzden yeniden ayağa kalkacak güce sahiptir.
Bu tartışmanın bir tarafına kapılmaya, alın karışlamaya, yüze tükürmeye kadar tahrik edici cümleler kurmaya kadar savrulan tavır, bir an önce parti içini yatıştıran , kavgaya alet olup,AKP’ye alan yaratan davranışlara dur demesini bilen, bir genel merkez sağduyusu tavrına acilen dönüşmelidir.
Bu açıklamanın altında imzası bulunan eski dönem ilçe başkanları, eksik olan ve unutulan bu sağduyu çağrısını yapmayı bir görev bilerek, partimizin AKP’nin ayrıştırıcı ve bölücü tezgahına alet olmayacaklarını, her ne hukiki koşullar olursa olsun, partimizi yalnız bırakmayacaklarını, tarafların çatışmasını önleyecek biçimde örgütümüzü bileştirceklerini, parti içi demokrasiyi her alanda, her süreçte yaşatma arzularını dile getirmişlerdir.
Bu nedenle siyasal yargı sopası gibi disiplin sopası sallama anlayışı, genel merkez otoritesi ile acilen sağ duyuya anlayışına dönüşmelidir.
Yusuf Altınbulak
20.12.2025
